Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saliha Özpınar, 3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Özpınar, sağlığın yalnızca hastalık ortaya çıktığında değil, yaşamın her alanında ve her gün korunması gereken bütüncül bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
"HASTALIKLAR ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLENMELİ"
Halk sağlığının temel odak noktasının hastalıkların önlenmesi ve erken tanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özpınar; aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, tütün ve bağımlılıkla mücadele, kanser taramaları ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesi gibi koruyucu uygulamaların toplum sağlığındaki kritik rolüne işaret etti.
"SAĞLIKTA HAKKANİYET TEMEL HEDEFTİR"
Sağlığın bireysel tercihler kadar sosyal ve çevresel koşullarla da şekillendiğini belirten Özpınar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"2026 yılında Halk Sağlığı Haftasının ana teması 'Her Gün Halk Sağlığı' olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım, halk sağlığının belirli günlerde hatırlanan bir çalışma alanı değil, yaşamın her aşamasına ve toplumun her kesimine yayılan sürekli bir sorumluluk olduğunu vurgulamaktadır. İnsanların doğduğu, büyüdüğü, eğitim aldığı, çalıştığı, yaşadığı ve yaşlandığı koşullar sağlık üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Eğitim olanakları, gelir, barınma, beslenmeye erişim ve çevresel koşullar toplumların sağlık düzeyini şekillendirir. Burada halk sağlığının önemli kavramlarından biri olan sağlıkta hakkaniyet öne çıkar. Her bireye aynı hizmeti sunmak her zaman eşit bir sağlık sonucu yaratmayabilir. Farklı ihtiyaçlara sahip toplum kesimlerinin sağlık olanaklarına adil biçimde ulaşabilmesi, halk sağlığının temel hedeflerinden biridir."
"SAĞLIK BÜTÜN POLİTİKALARDA GÖZETİLMELİDİR"
Halk sağlığının yalnızca sağlık sektörünün değil, tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu dile getiren Özpınar, açıklamasına şöyle devam etti:
"Modern sağlık sistemlerinin önemli bir bölümü hastalık ortaya çıktıktan sonra tanı ve tedaviye odaklanırken halk sağlığı, hastalığın ortaya çıkmasından önce yapılabilecekleri de merkeze alır. Eğitim, sosyal hizmetler, yerel yönetimler, çevre, ulaşım ve çalışma hayatı gibi alanlardaki politikaların birbirinden bağımsız düşünülmesi toplum sağlığı açısından boşluklar oluşturabilir. Sağlığın bütün politikalarda gözetilmesi yaklaşımı da bu gereksinimden doğmaktadır. Sağlık, yalnızca sağlık kurumlarında üretilen bir sonuç değil; toplumun bütün yaşam alanlarında şekillenen bir değerdir."
"GELECEĞİN HALK SAĞLIĞI VE ÜNİVERSİTELERİN ROLÜ"
Üniversitelerin toplum sağlığına bilimsel katkı sağlama misyonuna vurgu yapan Prof. Dr. Özpınar, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Üniversiteler halk sağlığının bilimsel gelişiminde özel bir konuma sahiptir. Görevi yalnızca bilgi aktarmak değil; toplumun sağlık sorunlarını incelemek, kanıt üretmek ve elde edilen bilgiyi toplumsal yarara dönüştürmektir. Sağlıklı bir toplum; hastalıkların mümkün olduğunca önlendiği, sağlık hizmetlerine erişimin adil olduğu, çocukların sağlıklı büyüdüğü, kadınların, yaşlıların ve kırılgan grupların desteklendiği toplumdur. Bu nedenle halk sağlığı, toplumun bütününün ortak meselesidir. 3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle, sağlığın yaşamın her alanında ve her gün korunması gerektiğini yeniden hatırlamak dileğiyle… Her Gün Halk Sağlığı."