Antalya’da iklim değişikliği, azalan su kaynakları ve artan nüfusun su üzerindeki baskısı, Akdeniz Üniversitesi tarafından düzenlenen “Su Krizi” konulu bilgilendirme toplantısında ele alındı. Toplantıda özellikle turizm sektöründeki yüksek su tüketimi ve Antalya’nın yeraltı su kaynaklarındaki gerileme dikkat çekti.
OTELLERDE KİŞİ BAŞI 400-800 LİTRE SU TÜKETİLİYOR
Prof. Dr. İbrahim Ethem Karadirek, Antalya’daki turizm tesislerinde kişi başına düşen günlük su tüketiminin oldukça yüksek seviyelere ulaştığını belirtti.Karadirek, “Otellerde günlük geceleme başına, yatak başına 400-800 litre arasında su kullanılıyor. Bunlar eğer tatil köyü olursa, geceleme başına, kişi başı bin litrenin üzerine çıkıyor su kullanılıyor” dedi.Karadirek, Antalya’daki yatak kapasitesi ve tatil köylerindeki tüketim birlikte değerlendirildiğinde turizmin su kaynakları üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu belirterek, sektörde sürdürülebilir su kullanımının hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

“BİR TURİST ANTALYA’DA BİR TON SU HARCIYOR”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da Antalya’nın nüfusu ile turist sayısı arasındaki farka dikkat çekti.Antalya’nın yaklaşık 2 milyon 770 bin nüfusa sahip olduğunu, buna karşılık yıl içerisinde 17 milyon turist ağırladığını belirten Özkan, kentin su ve altyapısının bu yoğunluğa göre yeniden planlanması gerektiğini söyledi.Özkan, “Turizmde oranları gördünüz. Kişi başına bir günde ne kadar harcanıyormuş? Bir ton. Bir turist başına Antalya’da bir ton. Düşünebiliyor musunuz? Bu korkunç bir rakam” ifadelerini kullandı.
“10 YIL SONRA TEMİZ TABAK BULAMAYACAĞIZ”
Özkan, su kaynaklarının korunması için yalnızca bireysel tasarrufun yeterli olmadığını belirterek tarım, turizm ve sanayi alanlarında kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.Tarımda kapalı sulama sistemlerine geçilmesi ve su kayıplarının önlenmesi gerektiğini belirten Özkan, sanayide ise temiz su yerine geri dönüştürülmüş su kullanımının artırılması gerektiğini ifade etti.Özkan, “Biz eğer turizmde, tarımda bunları regüle edemezsek 10 sene sonra hiçbirimiz temiz tabak bulamayacağız” diyerek uyarıda bulundu.Su sorununun yalnızca kaynakların azalmasıyla sınırlı olmadığını belirten Özkan, “Sağlığımız risk altında. Medeniyetimiz risk altında, teknolojimiz, tarımımız, turizmimiz risk altında” dedi.

ANTALYA’NIN YERALTI SUYU 19 YILDA GERİLEDİ
Prof. Dr. Karadirek, Antalya’daki yeraltı suyu potansiyeline ilişkin verileri de paylaştı. Karadirek, 2017’de 2,4 milyar metreküp olan yeraltı suyu potansiyelinin 2026’da 1,7 milyar metreküpe düştüğünü belirtti.Yaklaşık 19 yıllık süreçte 781 milyon metreküplük azalma yaşandığını ifade eden Karadirek, sıcaklık artışı, yağış rejimindeki değişiklikler ve yeraltı suyunun yoğun kullanımının bu düşüşte etkili olduğunu söyledi.
ŞEBEKEDEKİ SUYUN YÜZDE 45’İ KAYBEDİLİYOR
Antalya’da içme ve kullanma suyunda da önemli kayıplar yaşandığını belirten Karadirek, 2025 yılında şebekeye yaklaşık 396 milyon metreküp su verildiğini söyledi.Karadirek, şebekeye verilen suyun yaklaşık yüzde 45’inin kaybedildiğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla biz suyumuzu verimsiz kullanıyoruz. Yeni bir kaynak arayışına giriyoruz. Aslında en iyi kaynak, bizim bugün tasarruf ettiğimiz su miktarıdır” ifadelerini kullandı.
“YENİ KAYNAK ARAMAKTAN ZİYADE KAYBI YÖNETMEK GEREKİYOR”
Karadirek, su yönetiminde yeni kaynak arayışından önce mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti.Şebeke kayıplarının teknolojik ve teknik çözümlerle azaltılabileceğini belirten Karadirek; tarımda basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, ürün deseninin havzanın su potansiyeline göre belirlenmesi ve hacim esaslı ücretlendirme politikalarının uygulanması gerektiğini söyledi.
“SU KONUSUNU HER GÜN GÜNDEMDE TUTMALIYIZ”
Özlenen Özkan ise su krizinin yalnızca kriz dönemlerinde konuşulmaması gerektiğini vurguladı.Özkan, “Bu su konusunu her gün gündemde tutmamız gerekiyor. Bu çok önemli bir sorun. Çünkü biz ne zaman gündeme taşıyoruz? Kriz olduğu zaman, kriz çözmeye çalışıyoruz” dedi.Özkan, Antalya’nın gelecekte de yeşil, tarımı güvenli ve turizmi sürdürülebilir bir kent olarak kalabilmesi için su kaynaklarının bugünden korunması gerektiğini belirtti.



