O hâlde biz de sade bir vatandaş merakıyla soralım:
Bu ortaklar kim?
Bir isim listesi var mı mesela?
Yoksa “ortak akıl” tabelası var ama içeri girince kapıda “Yetkililerden başkası giremez” mi yazıyor?
Daha somut soralım:
Hangi ortak, hangi konuyu gündeme getirdi?
Hangi yatırım, hangi projede “Bu fikir ortaklarımızdan geldi” denildi?
Bir esnaf çıktı mı örneğin:
“Başkanım, şu sokakta kaldırım dar, şu vergi yükü ağır, şu kira boğuyor” dedi de
“Evet, bu ortak akıldır” denilip karar alındı mı?
Ya da vergisini düzenli ödeyen, cezasını geciktirmeden yatıran, ruhsat için aylarca kapı aşındıran esnaf…
O da ortak mı bu yapının içinde?
Yoksa sadece “katkı payı” mı?
Belediyenin kiracısı kirasını ödeyemeyenlerin hali...
Onlar hangi ortaklık sözleşmesinin maddesinde yer alıyor?
Bir de şu var:
Ortak akıl varsa, tek akılla alınmış kararlar da olmalı ki farkı anlayalım.
Ama hangisi hangisi, onu da bilmiyoruz.
Çünkü sonuçlar açıklanıyor, süreçler gizli kalıyor.
Belki de sorun bizdedir.
Biz ortaklığı yanlış anlıyoruzdur.
Belki “ortak akıl” demek,
“Biz düşündük, siz de uygun bulmuş sayılın” demektir.
Yine de hatırlatmakta fayda var:
Gerçek ortaklık, sadece sloganla değil;
dinlemekle, sormakla, paylaşmakla olur.
Aksi hâlde bu işin adı ortak akıl değil,
tek aklın kalabalıkla söylenmiş hâli olur.
Ve bilirsiniz…
Kalabalık, her zaman ortak değildir.