CEK’LER CAK’LAR BİTTİ …TİM’LER …TIM'LAR BAŞLASIN

Oda seçimleri bitti. Vaatler de bitti mi? Hayır… Vaatler artık fiil çekiminden çıktı, isim tamlamasına dönüştü.

“Yapacağım, edeceğim, yapacağız, edeceğiz…”
CEK’ler CAK’lar sandıkta kaldı.
Şimdi sahneye “yaptım”, “edildi”, “çalışılıyor” ve en çok da “takip ediyoruz” çıktı.
Peki soralım:
Dört yıllık yönetme hakkı gerçekten bu vaatlere bakılarak mı verildi?
Yoksa hiçbir şey vadetmese de zaten verilecek miydi?
Cevap zor değil.
Bugün oy veren bir yönetici, dört yıl sonra aynaya bakıp şunu der mi:
“Yahu biz insanlara şu sözleri verdik, ama yapmadık. Şimdi nasıl tekrar oy isteyeceğiz?”
Demez.
Çünkü o sözlerin yapılacağına baştan da pek inanılmıyordu.
Zaten sistem şu beklenti üzerine kurulu:
Başkanın odasına girilebilsin.
Bir kahve ısmarlansın.
İki samimi sohbet edilsin.
Bir de sosyal medyada “değerli arkadaşım” diye etiketlenince tamamdır.
Proje mi?
Sonra bakarız.
Şeffaflık mı?
Gerekirse konuşuruz.
Hesap verebilirlik mi?
Bir dahaki döneme…
Asıl vaat şudur aslında:
“Kapım sana açık.”
Ve bu vaat, diğer bütün vaatlerden daha çok karşılık bulur.
O yüzden kimse kendini kandırmasın.
Bu seçimler ne CEK’lerle kazanıldı,
ne CAK’larla kaybedilecek.
Seçimler,
odaya girme ihtimaliyle,
fotoğrafa girme hevesiyle,
ve “bir gün lazım olur” düşüncesiyle kazanıldı.
…TIM’lar, …TİMLER işte tam da burada başlıyor.