Dünyaca ünlü oyuncular Theo James ve Aaron Taylor-Johnson’ın rol aldığı İngiliz yapımı suç-gerilim filmi Fuze’nin fragmanında yer alan İstanbul sahneleri, filmin aksiyonundan çok kullanılan renk paleti nedeniyle gündeme geldi. Eminönü, Sirkeci, Yeni Camii ve Mısır Çarşısı çevresinde çekilen görüntülerde tercih edilen sarı filtre ve puslu tonlama, İstanbul’un doğal siluetini olduğundan daha yorgun, tozlu ve çöl atmosferine yakın gösterdiği gerekçesiyle tartışma başlattı. Filmde Londra merkezli hikayenin final bölümünün İstanbul’a taşındığı, karakterlerin kaçış ve buluşma sahnelerinde şehrin arka plan olarak kullanıldığı görülüyor. Ancak izleyicilerin dikkatini çeken asıl unsur, tarihi yarımadanın canlı renkleri yerine sarı-gri baskın bir görüntü tercih edilmesi oldu. Sosyal medya kullanıcıları, bu sinematografik tercihin İstanbul’u bilinçli şekilde “üçüncü dünya, sıcak, kaotik, tozlu doğu şehri” kalıbına soktuğunu savundu.

TARTIŞMA: SANATSAL TERCİH Mİ, OLUMSUZ İMAJ MI?
Sinema çevrelerinde sarı filtre kullanımı genellikle sıcak coğrafya, düzensizlik, gerilim, kaçış rotası veya egzotik doğu hissi oluşturmak için tercih edilen bir teknik olarak biliniyor. Hollywood ve Avrupa sinemasında uzun yıllardır Meksika, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve bazı Asya şehirlerinde benzer renk kodlarının kullanıldığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle Fuze filmindeki İstanbul sahnelerinin de hikâyede “kaçışın son durağı, gri bölge, sıcak ve kontrolsüz alan” algısı yaratmak amacıyla bu tonlarla işlendiği değerlendiriliyor. Ancak kamuoyundaki eleştiriler, bunun yalnızca estetik bir tercih olmadığı yönünde yoğunlaşıyor. Vatandaşlar, İstanbul’un mavi, yeşil ve tarihi dokusunun bilinçli biçimde bastırılarak daha solgun ve sert gösterildiğini, bunun da uluslararası izleyici nezdinde şehir hakkında olumsuz bir bilinçaltı oluşturduğunu savunuyor. Özellikle “İstanbul çölde bir şehir gibi gösterilmiş” yorumları sosyal medyada öne çıktı.
İSTANBUL FON MU YAPILDI, MESAJ MI VERİLDİ?
Film eleştirmenlerine göre burada iki olasılık öne çıkıyor: Birincisi yönetmenin suç-gerilim atmosferini güçlendirmek için klasik “sıcak kaos filtresi” kullanması, ikincisi ise Batı sinemasında sıkça rastlanan biçimde Doğu şehirlerini modern değil problemli ve boğucu fon olarak resmetme alışkanlığı. Fuze’de İstanbul’un hikâyede bir turizm vitrini olarak değil, suçluların saklandığı sisli bir arka plan olarak kullanılması da bu eleştirileri güçlendirdi. Kısacası tartışmanın merkezindeki soru şu oldu: Amaç yalnızca filme karanlık bir hava katmak mı, yoksa İstanbul’u bilinçli olarak yıpranmış ve çorak bir imajla sunmak mı? Sosyal medyada yükselen tepkiler, izleyicinin ikinci ihtimali daha güçlü gördüğünü ortaya koydu.





