Oreksinler, beynin hipotalamus bölgesindeki sınırlı sayıdaki sinir hücresi tarafından üretilen nörotransmitterler olarak biliniyor.
Bu sistem; uyanıklık, dikkat, motivasyon ve ödül mekanizmalarının düzenlenmesinde önemli rol oynuyor. Oreksinler temel olarak OX1R ve OX2R adı verilen iki reseptör üzerinden etkisini gösteriyor.
NARKOLEPSİ TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM
ABD'de ilaç düzenleyici kurumun 5 Ağustos'ta Takeda tarafından geliştirilen oveporexton adlı ilacı onaylaması, oreksin araştırmalarında önemli bir gelişme oldu.
Ov eporexton, gündüz aşırı uyku hali ve ani uyku ataklarıyla seyreden narkolepsi için onaylanan ilk oreksin agonisti oldu.
NARKOLEPSİ İLE OREKSİN ARASINDAKİ BAĞ
Oreksinlerin narkolepsiyle ilişkisi 1990'ların sonunda ortaya çıkarıldı. Araştırmalarda özellikle tip 1 narkolepsi hastalarında oreksin üreten sinir hücrelerinin büyük ölçüde kaybolduğu belirlendi.
Oreksin eksikliği aşırı uyku halinin yanı sıra katapleksiye de yol açabiliyor. Kataplekside kişi bilinci açık ve uyanıkken, özellikle güçlü duygular sırasında ani kas kontrolü kaybı yaşayabiliyor.
MEVCUT İLAÇLARDAN FARKLI BİR YAKLAŞIM
Narkolepsi tedavisinde kullanılan metilfenidat ve modafinil gibi ilaçlar ağırlıklı olarak uyanıklığı artırarak belirtileri kontrol altında tutuyor.
Oreksin agonistleri ise doğrudan beynin eksik olan uyanıklık sinyalini yeniden oluşturmayı hedefliyor. Bu nedenle yeni ilaç grubunun, hastalığın mekanizmasına daha doğrudan müdahale edebilecek bir yaklaşım sunabileceği değerlendiriliyor.
HEDEF SADECE NARKOLEPSİ DEĞİL
İlaç şirketlerinin oreksin sistemine ilgisinin narkolepsiyle sınırlı kalması beklenmiyor.
Oreksinlerin uyanıklık, motivasyon ve ödül sistemleriyle bağlantısı nedeniyle DEHB, depresyon, uyku apnesi ve bağımlılık gibi farklı hastalık ve durumlarda da gelecekte tedavi amacıyla kullanılabileceği araştırılıyor.
Bu nedenle ov eporextonun onayı, yalnızca narkolepsi tedavisinde değil, oreksin sistemini hedefleyen yeni ilaçların geliştirilmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.




