Alanya; tarımda tropikal ürünleriyle, turizmde uluslararası kimliğiyle, ticarette dinamik yapısıyla aslında fuarların en doğal aktörlerinden biri olabilecek potansiyele sahip. Avokadodan mangoya, keçiboynuzundan yerel gastronomiye kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi, doğru bir fuar vizyonuyla çok daha büyük pazarlara açılabilir. Fakat bu potansiyel, çoğu zaman yerelde kalıyor, vitrine çıkamıyor.
Fuarlar sadece ürün sergileme alanı değildir. Aynı zamanda bir vizyon meselesidir. Markalaşmanın, ihracatın, iş birliklerinin ve hatta şehrin kimliğinin şekillendiği platformlardır. Antalya bu konuda önemli bir mesafe kat etmişken, Alanya’nın hâlâ bu süreci geriden takip etmesi düşündürücüdür.
Bugün YÖREX’te yer alan birçok şehir, fuarları bir kalkınma aracı olarak kullanıyor. Üreticisini destekliyor, ürününü markalaştırıyor ve dünyaya açıyor. Peki Alanya neden kendi fuarını, kendi markasını, kendi uluslararası vitrinini oluşturmasın?
Aslında cevap zor değil: Bu bir tercih meselesi. Yerel yönetimlerin, odaların, birliklerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir vizyon ortaya koyması gerekiyor. Tek başına yapılan çalışmalar değil, birlikte oluşturulan bir fuar kültürü Alanya’yı gerçek anlamda ileri taşıyacaktır.
Alanya’nın artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir bakış açısına ihtiyacı var. Yalnızca üretmek yetmez; ürettiğini doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde sunmak gerekir.
YÖREX Antalya’da başlıyor. Türkiye’nin dört bir yanı orada.
Soru şu: Alanya ne zaman sadece izleyen değil, yön veren şehirlerden biri olacak?