Mustafa Özen Yazdı; ‘’Sessiz Güç: Alanya Keçiboynuzu’nun Yükselişi’’

Alanya denildiğinde akla uzun yıllar boyunca hep turizm geldi. Güneş, deniz, kum… Oysa bu toprakların bir başka gücü daha vardı; sessiz, mütevazı ama son derece kıymetli bir değer: keçiboynuzu. Bugün artık o sessiz güç, hak ettiği değeri bulmaya başladı.

Alanya Keçiboynuzu’nun hikâyesi aslında bir vizyon hikâyesidir. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde, önceki dönem başkanı Mehmet Şahin zamanında yapılan coğrafi işaret başvurusu, bugün gelinen noktanın ilk adımıydı. Bu sürecin devamında, Eray Erdem döneminde coğrafi işaretin alınmasıyla birlikte Alanya Keçiboynuzu artık sadece yerel bir ürün olmaktan çıktı; Türkiye genelinde tanınan bir marka haline geldi.

Bu başarı tesadüf değil.
Bu başarı; kurumların birlikte hareket etmesinin, ortak aklın ve doğru stratejinin bir sonucudur.

Alanya Keçiboynuzu Üreticileri Birliği, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ve Alanya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü gibi paydaşların etkin rolüyle keçiboynuzu artık hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Son olarak Avrupa Birliği coğrafi işaret başvurusunun yapılması ise bu yolculuğun uluslararası boyuta taşındığının açık bir göstergesidir.

Peki bu kadar önemli kılan ne?

Keçiboynuzu, sadece bir meyve değildir.
O, geleceğin tarım modelinin bir parçasıdır.

Kuraklığa dayanıklı yapısı, atıl ve verimsiz görülen arazilerde dahi yüksek verim potansiyeli sunması, onu stratejik bir ürün haline getiriyor. Bugün iklim krizinin konuşulduğu bir dünyada, suya daha az ihtiyaç duyan ve zorlu koşullarda yetişebilen ürünler altın değerindedir. İşte keçiboynuzu tam da bu noktada öne çıkıyor.

Ancak mesele sadece tarım da değil.

Keçiboynuzu artık sanayinin de radarında. Gıda sektöründen kozmetiğe, ilaç sanayinden savunma sanayine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürün, yüksek katma değerli bir hammaddeye dönüşmüş durumda. Yani bugün Alanya’da yetişen bir keçiboynuzu, yarın çok farklı sektörlerde stratejik bir bileşen olarak karşımıza çıkabiliyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:
Alanya, sadece turizmle değil, tarımla da geleceğini inşa edebilir.

Hatta belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Alanya’nın yeni “yeşil altını” keçiboynuzu olabilir mi?

Eğer doğru planlama yapılır, üretici desteklenir ve markalaşma süreci kararlılıkla devam ettirilirse, bu sorunun cevabı çok net “evet” olacaktır.

Bugün atılan adımlar kıymetlidir.
Ama asıl önemli olan, bu süreci sürdürülebilir kılmaktır.

Üretim alanlarının artırılması, genç üreticilerin teşvik edilmesi, işleme tesislerinin kurulması ve uluslararası pazarlara güçlü bir giriş yapılması… İşte Alanya keçiboynuzunun gerçek potansiyeli bu adımlarla ortaya çıkacaktır.

Unutulmamalıdır ki;
Bazı değerler vardır, yıllarca gözümüzün önünde durur ama fark edilmez.

Alanya Keçiboynuzu işte tam olarak böyle bir değerdi.
Şimdi ise o değer, hak ettiği yere doğru emin adımlarla ilerliyor.

Ve görünen o ki…
Bu hikâye daha yeni başlıyor.