Bu noktada, göreve geldiği günden bu yana büyük bir özveriyle çalışan Rektör Prof.Dr. Ahmet Kenan Türkdoğan’a ayrıbir parantez açmak gerekiyor. Yaklaşık iki yıldır, üniversiteyi daha ileriye taşımak adına gece gündüz demeden çalışan, çoğu zaman ailesinden dahi feragat ederek Alanya için değer üretmeye odaklanan bir yönetim anlayışı görüyoruz. Bu çaba, sadece üniversiteyi değil, şehrin tamamını dönüştürebilecek bir vizyonun temelini oluşturuyor. Bu nedenle kendisine teşekkür etmek, bir vefa değil; bir hakkın teslimidir.
Ancak bu vizyonun içinin nasıl doldurulacağı, en az vizyonun kendisi kadar kritik.
İşte tam bu noktada, konferans sırasında dile getirdiğim bir öneriyi özellikle vurgulamak istiyorum: Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nin ihtisaslaşma sürecinde merkezine turizmi alması.
Çünkü Alanya, sıradan bir şehir değil. Alanya, turizmle nefes alan bir şehir. Turizm varsa hayat var, turizm yoksa ekonomi duruyor. Bu kadar net.
Bugün sadece Alanya’yı değil, Antalya genelini düşündüğümüzde milyonlarca yatak kapasitesine sahip, yüz binlerce insanın doğrudan turizmden geçimini sağladığı dev bir ekosistemden bahsediyoruz. Hizmet sektörü, ulaşım, gıda, inşaat, sağlık, güvenlik… Hepsi turizmin etrafında şekilleniyor.
Peki üniversite bu yapının neresinde durmalı?
Benim cevabım çok net: Tam merkezinde.
Turizm odaklı bir üniversite modeli demek, sadece turizm fakültesini büyütmek demek değildir. Bu, tüm fakültelerin turizm ekseninde yeniden düşünülmesi anlamına gelir.
Mühendislik fakültesi, enerji verimliliği yüksek oteller, sürdürülebilir altyapılar ve akıllı şehir sistemleri üzerine çalışmalı. Ulaşım sistemleri, turizm hareketliliğini kolaylaştıracak şekilde planlanmalı. Denizcilik ve deniz turizmi alanında; marinalar, kruvaziyer turizmi, su sporları ve hatta sahil güvenlik uygulamaları akademik çalışmaların odağına girmeli.
Sağlık bilimleri, sağlık turizmi ile entegre olmalı. Yaşlı turizmi, rehabilitasyon hizmetleri, termal ve wellness turizmi gibi alanlarda uzmanlaşmış kadrolar yetiştirilmeli.
İletişim fakültesi, destinasyon pazarlaması, dijital turizm, sosyal medya yönetimi gibi alanlarda dünya standartlarında içerik üretebilecek gençler yetiştirmeli.
Gastronomi bölümleri, Alanya’nın ve Akdeniz’in zengin mutfak kültürünü global bir markaya dönüştürecek projeler üretmeli.
Güvenlik ve acil durum yönetimi alanları ise, sahil güvenlikten cankurtarma hizmetlerine kadar turizmin güvenliğini sağlayacak profesyoneller yetiştirmeli.
Yani mesele sadece “turizm” değil…
Mesele, turizmi merkeze alan bir yaşam ve üretim modeli.
Böyle bir dönüşüm, sadece üniversiteyi değil; Alanya’yı da bambaşka bir seviyeye taşır. Bu model hayata geçtiğinde, Alanya yalnızca bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda turizm eğitimi ve uygulamaları konusunda Akdeniz’in lider merkezi haline gelir.
Hatta daha ileri gidelim…
Bu vizyon doğru uygulanırsa, Antalya sadece Türkiye’nin değil, Avrupa ve Akdeniz çanağının turizm başkenti olma iddiasını akademik olarak da güçlendirir.
Sonuç olarak;
Ortada bir vizyon var.
Bu vizyonu sahiplenen bir yönetim var.
Ve bu vizyonu doğru yönlendirecek fikirler ortaya konulursa, Alanya için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış durumda.
Şimdi mesele şu:
Bu fırsatı ne kadar doğru değerlendireceğiz?
Benim cevabım net:
Turizmi merkeze alırsak, kazanan sadece üniversite değil…
Alanya’nın tamamı olur.