Özgürlüğe koşmak,aslında zihnimizin bize dayattığı hayali sınırları yıkmaktır. Koşarken unvanlarınızın, sosyal statünüzün veya sırtınızdaki sorumlulukların hiçbir önemi yoktur. Asfaltta ya da toprakta sadece kendi bedeniniz ve iradenizle baş başasınızdır. Kimseyle yarışmaz, kimseden onay beklemezsiniz. Kendi hızınızı kendiniz belirler, yönünüzü kendiniz seçersiniz. Bu, modern insanın uzun zamandır unuttuğu en saf, en bağımsız varoluş biçimidir.
Ayaklarınızın altından kayıp giden zemin, aslında size dayatılan kalıpların da uçup gittiğini fısıldar. Ciğerlerinize çektiğiniz her nefes, hayatın o boğucu temposuna karşı kazanılmış birer küçük zaferdir. Kendinizi yorgun hissettiğinizde bile içinizde uyanan o devam etme arzusu, ruhun zincirlerinden ne kadar kolay sıyrılabileceğinin en büyük kanıtıdır.