Bu yazıya başka türlü başlamayı düşünüyordum.
Fakat bazı ayrılıklar, insanın kuracağı ilk cümleyi de değiştirebiliyor.
Digi-Z Medya ailemizin kıymetli büyüğü, çalışma arkadaşımız Fuat Kantarcı’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.
Fuat Abi, uzun yıllarını gazeteciliğe vermiş; birikimi, üslubu ve “Kantarın Topuzu” programıyla aramızda iz bırakmış değerli bir meslek büyüğümüzdü. Aynı çatı altında çalışmış olmanın onurunu ve hatıralarını daima taşıyacağız.
Mekânın cennet olsun Fuat Abi…
Ailesine, sevenlerine ve bütün basın camiasına başsağlığı diliyorum.
Seni asla unutmayacağız.
UNVANI ÇOK, EMEĞİ AZ BİR DÜZEN
Alanya’da gazetecilik yapanların sayısı kadar “duayen”, yazılan haberlerden daha fazla da “usta kalem” var.
Otuz yıl aynı koltukta oturmakla otuz yıl gazetecilik yapmak arasındaki farkı ise kimse konuşmak istemiyor.
Çünkü süre kıdem getirir ama itibar getirmez.
İtibarı; durduğunuz yer, kurduğunuz cümle ve o cümlenin arkasında ne kadar durabildiğiniz belirler.
Bir gün yerden yere vurduğunuz insanla üç gün sonra aynı masada bardak tokuşturuyorsanız mesele fikir değiştirmek değildir. Bazen değişen yalnızca masanın hesabını kimin ödediğidir.
Bir şişe içkiye köşe yazısı, bir akşam yemeğine methiye yazılan yerde kalemin bağımsızlığından söz etmek de doğrusu iyi cesaret ister.
Hele kamuoyunun karşısına çıkıp “Kimseye eyvallahım yok” dedikten sonra, dün ağır sözler söylediğiniz insanların kapısını küçük beklentiler uğruna yeniden çalmak…
Buna gazetecilik deniliyorsa bizim mesleki sözlüğümüz biraz farklı.
BİZİM ÇANTAMIZDA SADECE HABER VARDI
Biz Digi-Z TV ve Haberibizden.com’a emek verip bugünlere getirirken arkamızda ne siyasi bir gölge ne de sermaye grubu vardı.
Kimsenin arka bahçesi olmadık. Birilerinin sözcülüğüne soyunmadık; kalemimizi günlük menfaatlere göre sağa sola çevirmedik.
Önümüze hazır bir düzen konulmadı. Tırnaklarımızla kazıyarak, yanlışlarımızdan ders çıkararak ve her defasında biraz daha iyisini yaparak ilerledik.
Düştük, kalktık ve yolumuza devam ettik.
Bazıları medya kuruluşunu nüfuz aracı, bazıları da kişisel hesaplaşma alanı olarak görür.
Biz ise kalıcı bir eser ortaya çıkarmak istedik.
Aradaki fark tam olarak budur.
Gazeteciliği, insanları imalı yayınlarla köşeye sıkıştırıp ardından “sponsorluk” konuşmanın aracı hâline getirmedik. Haberlerde isimleri baş harfleriyle gizleyip ilgili kişilere dolaylı mesajlar göndermedik.
Bizim çantamızda pazarlık değil; kamera, mikrofon ve haber oldu.
Alanya muzunun hikâyesini belgesel hâline getirirken de aynı anlayışla hareket ettik. Büyük bütçe isteyen bu çalışmayı kendi imkânlarımızla hazırladık.
Alanya tarımı tanınsın, üreticinin sesi duyulsun ve emekçi alın terinin karşılığını alsın istedik.
Bu şehirde yüzlerce insanın sesini duyurduk, birçok kişiye karşılık beklemeden omuz verdik. İyiliği çabuk unutanlarla da karşılaştık.
Şaşırmadık.
Vefa artık herkesin taşıyabileceği kadar hafif bir yük değil.
Kimseyle kişisel hesaplaşmaya girişmedik. Yalnızca kimin nerede ve nasıl durduğunu hafızamıza kaydettik.
Çünkü gazetecilikte arşiv kadar hafıza da önemlidir.
EMEKÇİYİ SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLAYANLAR
Alanya basınındaki emekçiler yıllardır bilinçli biçimde ayrıştırılıyor.
Sokağın sıcağını bilmeyenler, klimalı odalarda basın emekçileri hakkında kararlar alıyor. Büyük bütçelerin konuşulduğu masalarda, kavurucu sıcağın altında haber peşinde koşan insanlara asgari ücret reva görülüyor.
Bu şehir, basın emekçilerini yalnızca seçimden seçime hatırlayanları da gördü.
Seçimi kazandıktan sonra kapılarını gazetecilere kapatanların, yeni seçim yaklaşınca ellerinde bir paket çikolatayla kahvaltı davetlerine çıktığına tanık olduk.
Demek ki bazıları için gazetecinin hatırı, seçim takvimi kadar sürüyor.
Oysa basın emekçisinin ihtiyacı seçimlik ilgi değil; her dönemde saygı ve emeğinin karşılığıdır.
Alanya’da gece gündüz demeden sokakta haber peşinde koşan kardeşlerimizi ve büyüklerimizi elbette bu eleştirilerin dışında tutuyorum.
Bir de sahada neredeyse hiç karşılaşmadığımız hâlde kahvaltılı, yemekli ve kokteylli davetlerde ön sıraları kimseye bırakmayan “gazeteciler” var.
Onları da bir sonraki yazımda konuşacağız.
DİGİ-Z MEDYA: BİR KURUMDAN ÖTE, BİR AİLE
Digi-Z Medya bugünlere tek bir kişinin değil, aynı hedefe inanan büyük bir ailenin emeğiyle geldi.
Kameranın arkasında duranından program hazırlayanına, haber yazanından görüntüleri kurgulayanına kadar herkes bu yapıya bir tuğla koydu.
Üstelik bu ailede insanlar yalnızca kendi programlarını hazırlayıp kenara çekilmiyor. Yayın saatinin dışında da televizyonun diğer işlerine yetişiyor, kimin nerede desteğe ihtiyacı varsa oraya koşuyorlar.
Bu yolculukta Digi-Z Medya Yönetim Kurulu Başkanı, benim de “ağabey” dediğim Mustafa Özen’in hakkını ayrıca teslim etmek gerekir.
İyi günümde de kötü günümde de, özellikle hayatımın en zor dönemlerinde yanımda oldu. Hastalıkta ve sağlıkta desteğini hiçbir zaman esirgemedi.
Bu desteği yalnızca bana değil, Digi-Z TV çatısı altında program hazırlayan ve üretmek isteyen herkese sundu; sunmaya da devam ediyor.
Çünkü onun anlayışında “Ben yaptım” değil, “Birlikte üretelim, birlikte büyüyelim” düşüncesi var.
Digi-Z Medya’nın bugünkü başarısının temelinde de bu dayanışma kültürü yatıyor.
AYNI EKRANDA, AYNI EMEKTE BULUŞANLAR
Digi-Z TV, kendi alanlarında bilgi, deneyim ve birikim sahibi programcıları aynı ekran altında buluşturuyor.
Devrim İnal “Başka Açı”, Mustafa Özen “Politik Eksen” ve “Hasat Zamanı”, Hayri Ünal ile Harun Arslan “Yeşil Reçete”, Vildan Yazar Ülgenoğlu “Beş Yapraklı Yonca”, Feyza Mırık “İş Dünyası”, Rümeysa Toprak “Sanat ve Sanat”, Fatma Sultan ise “Esnaf Çarşısı” programıyla ekranımıza değer katıyor.
Her biri işinin ehli, sorumluluk sahibi ve yaptığı işe gönülden bağlı isimler. Yalnızca programlarını hazırlamakla kalmıyor; ihtiyaç duyulan her anda Digi-Z Medya için ellerini taşın altına koyuyorlar.
Haber merkezimizde özveriyle çalışan Sude’mize, ekranımıza değer katan programcılarımıza, yayınların hazırlanmasından kurguya kadar görev alan ve kamera arkasında emek veren bütün çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Başarı yalnızca ekranda görünenlerin değil, perde arkasında sessizce çalışanların da eseridir.
FUTBOLUN NABZI’NDA EMEK VE BAŞARI
Enes Altundal, Uğur Veysel Okşar ve Muhittin Deniz Düşünceli’nin birlikte hazırladığı “Futbolun Nabzı”, izlenme rakamları ve farklı organizasyonlarda kazandığı ödüllerle Alanya’nın öne çıkan spor programları arasında yer alıyor.
İşinin ehli üç programcıdan oluşan ekip, futbol gündemini bilgi, deneyim ve güçlü yorumlarla izleyiciye aktarıyor.
Uğur Veysel Okşar’ın benim için ayrıca özel bir yeri var.
Annemin rahatsızlığı sürecinde beni defalarca aradı, mesajlarıyla yanımda olduğunu hissettirdi. İnsan, zor zamanlarda kimin gerçekten yanında olduğunu çok daha iyi anlıyor.
Veysel Abi, başarılı bir programcı olmasının yanında dostluğu, vefası ve Digi-Z Medya’ya sunduğu katkıyla benim için çok kıymetli bir büyüğüm.
Hakkını teslim etmek, gönül borcumdur.
AİLEMİZİN ATOM KARINCASI
Ve elbette Digi-Z Medya ailemizin atom karıncası Sinem Özen…
Canım kardeşim, yol arkadaşım, dert ortağım…
Herkesin işine yetişmeye, her soruna çözüm bulmaya çalışan; yorulsa bile bunu belli etmeden üretmeye devam eden Sinem’in emeği birkaç cümleyle anlatılamaz.
Kimin bir eksiği varsa tamamlayan, nerede bir sorun çıksa çözmek için oraya koşan Sinem, bu ailenin görünmeyen yükünün önemli bir bölümünü omuzluyor.
Bugün büyük bir özveriyle çalışan Sinem Özen’in gelecekte basın sektörünün en başarılı isimlerinden biri olacağına bütün kalbimle inanıyorum.
Çünkü başarı yalnızca yetenekle değil; disiplin, çalışma azmi ve sorumluluk duygusuyla geliyor.
Bunların tamamı onda fazlasıyla var.
TECRÜBESİYLE YOLUMUZU AYDINLATANLAR
Bir kurumun büyümesinde emek kadar, tecrübeli insanların yol göstericiliği de önemlidir.
TRT Çukurova Bölge Müdürlüğü görevinde bulunan ve TRT bünyesindeki görevini sürdüren kıymetli büyüğümüz Sebahattin Kahraman, yıllara dayanan yayıncılık birikimiyle Digi-Z Medya ailesine önemli katkılar sunuyor.
Bilgisini ve tecrübesini bizlerle paylaşan, ihtiyaç duyduğumuz her an desteğini esirgemeyen Kahraman, yolumuzu aydınlatmaya ve daha sağlam adımlarla ilerlememize katkı sunmaya devam ediyor. Kendisine verdiği kıymetli destek için teşekkür ediyoruz.
ALANYA’YA YALNIZCA HABER DEĞİL, DEĞER KATTIK
Digi-Z Medya olarak yalnızca haber üretmedik. Alanya’ya kalıcı değerler kazandıracak işlerin de sorumluluğunu üstlendik.
Alanya’da ilk kez tarım fuarı düzenledik.
Üreticiyi, sektör temsilcilerini ve tarım dünyasının paydaşlarını aynı çatı altında buluşturduk. Toprağa emek verenlerin sesini yalnızca haberlerde duyurmakla kalmadık; kendilerini anlatabilecekleri bir alan oluşturduk.
“Alanya Muzunun Hikâyesi”ni belgesele dönüştüren anlayışla, tarım fuarında da aynı düşünceyle hareket ettik:
Üretici kazansın, Alanya tarımı büyüsün ve bu şehrin değeri daha geniş kitlelere ulaşsın.
Digi-Z Medya Ödülleri’ni de Alanya’ya kazandırdık.
Her yıl mesleklerinde başarı gösteren, üreten, çalışan ve yaşadığı topluma değer katan çok sayıda ismi ödüllendirdik.
Biz ödülü yalnızca bir plaket olarak görmedik. Emeğin fark edildiğini, başarının karşılıksız kalmadığını ve iyi işlerin takdir edildiğini gösteren bir vefa borcu olarak değerlendirdik.
Her geçen yıl daha da büyüyen Digi-Z Medya Ödülleri, ulusal ölçekte bir organizasyon olma yolunda ilerliyor.
Çünkü biz günü kurtaracak işler değil, geleceğe kalacak eserler ortaya koymak istiyoruz.
RAKAMLARIN ANLATTIĞI BAŞARI
Haberibizden.com’a sıfırdan başlayarak büyük emek verdik ve onu bugünlere getirdik. Bugün aylık ortalama organik görüntülenmemiz 55 milyonu aşmış durumda.
Haberibizden.com; ulusal çapta tanınmış isimlerin, siyasetçilerin ve bürokratların takip ettiği güçlü bir yayın hâline geldi.
Bu başarı birkaç kişinin değil; haber merkezinden programcısına, kamera arkasından yönetime kadar Digi-Z Medya ailesinin ortak emeğidir.
Uzun lafın kısası…
Biz kimsenin arka bahçesi olmadık. Sofraya göre yön değiştirmedik. Unvanlarımızla değil, yaptığımız işlerle konuşmayı tercih ettik.
Alanya’ya yalnızca haber sunmadık; belgesel, tarım fuarı ve her geçen yıl büyüyen bir ödül organizasyonu kazandırdık. Programlarımızla farklı kesimlere söz hakkı verdik, kapımızı üretmek isteyen herkese açtık.
Bundan sonra da çalışmaya ve üretmeye devam edeceğiz.
Kendilerini mesleğin piri ilan edenler bizi takip etmeyi sürdürsün.
Yakında onları çok şaşırtacak işlerimiz var.
Unutulmasın:
Gürültü dikkat çeker, emek iz bırakır. Kalemin ağırlığı da cüzdanın kalınlığıyla değil, sahibinin omurgasıyla ölçülür.
Selçuk Soydan
Allah’a emanet olun. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.