Bazen bir evin içinde duyulmayan bir fısıltı,
bazen kapalı kapıların ardında saklanan bir gözyaşı,
bazen kimsenin fark etmediği titrek bir nefes…
İşte şiddet dediğimiz tam da budur:
Görünmezliğin en ağır hâli.
Bir kadın, “İyiyim…” dediğinde,
o kelimenin içinde ne çok acı gizli kalır aslında.
Bir kadın, “Boş ver…” dediğinde,
belki de hayatının en büyük hayal kırıklığını örtüyordur.
Bir kadın, “Alıştım…” dediğinde,
hiç alışmaması gereken bir yüke omuz veriyordur.
Çünkü şiddet yalnızca bir eylem değil;
kadının varlığına, nefesine, rüyalarına yönelen bir gölge.
Ama kadın dediğimiz…
Kırıldıkça yeniden doğabilen,
yıkıldıkça toparlanmayı bilen,
susturuldukça içindeki sesi büyüten bir güçtür.
Ve bugün şu gerçeği bir kez daha hatırlıyoruz:
Bir kadının yaşama hakkı tartışılmazdır.
Bir kadının bedeni kimsenin mülkü değildir.
Bir kadının sesi asla susturulamaz.
Ve unutmayalım:
Kadın yaşarsa, hayat iyileşir.
Kadın güçlenirse, dünya değişir.
Kadın özgür olursa, gelecek aydınlanır.
TÜM KADINLARA…
Bu satırları okuyan her kadın…
Sen ki, kalbinin derinlerinde taşıdığın yaraya rağmen hâlâ gülümseyebilen,
düştüğünde yeniden kalkmayı bilen,
korktuğunda bile güçlü duran,
içindeki sessiz fırtınayı kimseye göstermeden hayatın yükünü taşıyabilensin.
Bil ki;
senin ışığın hiçbir karanlıkla söndürülemez.
Sesin kısmaya çalışsalar da yeniden yükselir.
Adımlarını durdurmak isteseler de yolun hep açılır.
Çünkü sen, varlığınla bile başlı başına bir güçsün.
Bugün ve her gün…
Kendini olduğun gibi sev.
Hayatın sana unutturduklarını yeniden hatırla.
Kendine inan, kendini duy, kendini koru.
Ve sakın unutma:
Sen değerlisin.
Sen özelsin.
Sen güçlüsün.
Ve sen, yaşadığın her şeye rağmen hâlâ burada olduğun için muhteşem bir kadınsın.
Dünyanın tüm yükü omuzlarında olsa da,
bir gün biri çıkıp sana şunu mutlaka söyleyecek:
“İyi ki varsın.”
Ve gerçekten…
İyi ki varsın kadın.