Bazen bir aynaya bakar gibi bakarız hayata. Ama gördüğümüz şey yüzümüz değil, kaderin yüzüdür. O yüz, çoğu zaman bize gülmez.
Çoğu zaman kaşları çatık, dudakları ince bir çizgi, gözleri uzaklara dalmış bir yabancı gibi durur.
Sanki “Ben senin elinde değilim” der.
Sanki “Bana bakmakla yetin, dokunmaya kalkma” der.
Ama yanılırız.
Çünkü kaderin yüzü aslında tek bir fotoğraftan ibaret değildir.
O bir film karesi değil, binlerce kareden oluşan bir montajdır.
Her seçimimizle, her vazgeçişimizle, her “keşke”mizle biraz daha değişir o yüz.
Bazen sert bir çene çizgisi yumuşar, bazen soğuk bakışlar ısınır, bazen de beklenmedik bir gülümseme belirir dudaklarında.