Vallahi kim ne derse desin; Mehmet Şahin aslında sessiz ama büyük bir işin altına imza atıyor. Alanya’ya biraz yukarıdan bakınca bir şey hemen fark edilir: …oğlu, …oğlu, …oğlu… Bitmez.
Bu şehirde soyadı “oğlu” ile bitenlerin çoğu ya ticarette, ya siyasette, ya da zengin elitler kulübünde bir yer edinmiştir.
Soyadları kadar mirasları da güçlüdür.
Sermaye babadan oğula, makam dosttan dosta, etki çevreden çevreye dolaşır.
Peki, oğullar nerede?
Mehmet Şahin için bazılar:
“aman canım o Alanyalı değil.”
Belki doğduğu yer üzerinden, belki soyadı üzerinden, belki de alışılmış kalıplara uymadığı için…
Ama şu gerçek gözden kaçıyor: Şehirler bazen doğum yerleriyle değil, yapılan işlerle sahiplenilir.
Şahin, şimdi duvarları yıkan bir işe girişti.
Bir vakıf kurdu.
Vakfın adının ne olduğu, tabelasının ne kadar büyük olduğu aslında çok da önemli değil.
Çünkü bu vakfın tek sponsoru kendisi. Ortada seçim yok. Vekillik yok. Başkanlık yarışı yok. Adaylık yok. Afiş yok. Slogan yok.
Sadece ihtiyaç var.
Ve o ihtiyaçlara uzanan bir el var.
Bu şehir, yardımın bile çoğu zaman fotoğrafla, mikrofonla, protokolle yapıldığına alışkın. O yüzden sessiz yapılan her iş, yüksek sesle yapılan vaatlerden daha çok rahatsız eder bazılarını.
Belki de asıl mesele şu:
Bir vakıf kurmak değil, hiçbir şey beklemeden kurmak.
Önümüzdeki günlerde bu vakıf daha çok konuşulacak. Kimileri övecek, kimileri niyet okuyacak, kimileri de “arka plan” arayacak. Alışığız.
Ama şimdilik ortada net bir tablo var:
Ne koltuk var, ne rozet.
Ne oy hesabı, ne vitrin.
Sadece yapılan bir iş var.
Ve tekrar soralım:
Bu şehirde her alanda söz sahibi olan oğullar, böyle bir sessizliğe en son ne zaman imza attı?