Turizm sezonu başladı. Oteller dolmaya, uçaklar inmeye, sokaklar hareketlenmeye başladı. Alanya yine dünyanın dört bir yanından misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Ancak acı bir gerçek var ki; bu sezon, Alanya için her zamankinden daha zor başlayacak gibi görünüyor. Çünkü şehir hazır değil.

Daha sezonun başında, şehrin en önemli arterlerinden biri olan Atatürk Caddesi’ne baktığınızda karşılaştığınız manzara, bir turizm kentinden çok, yarım kalmış bir şantiyeyi andırıyor. Çamur, toz, düzensizlik… Üstelik en büyük sorunlardan biri de belirsizlik. Bu çalışmalar ne zaman bitecek? Kimse net bir tarih veremiyor. Esnaf da vatandaş da aynı soruyu soruyor: “Sezon ortasına mı kalacak?”

Kaldırımlar ise ayrı bir problem. Parçalanmış, sökülmüş, yürümeyi zorlaştıran bir hale gelmiş durumda. Yerli halk zaten zorlanıyor, peki ya ilk kez Alanya’ya gelen turist ne düşünüyor? Daha otele ulaşmadan karşılaştığı bu görüntü, şehrin algısını doğrudan etkiliyor.

Bir turizm kenti, önce sokakta başlar. Ve şu an o sokaklar, Alanya’ya yakışmıyor.

Sahillere indiğinizde tablo daha da ağırlaşıyor. Bakımsız alanlar, düzensizlik, temizlik eksiklikleri… Oysa Alanya deniziyle, kumsalıyla marka olmuş bir şehir. Bu marka değeri, ihmal kaldırmaz. Çünkü turist, sadece denize değil; deneyime gelir. Ve bu deneyim, sahilden başlar.

İşin bir de esnaf boyutu var.

Zaten ekonomik olarak zor bir süreçten geçen esnaf, sezonla birlikte bir nebze nefes almak isterken; karşısında farklı bir tablo buluyor. Belediyenin ruhsat, denetim ve diğer uygulamalarda sergilediği katı ve zaman zaman sert yaklaşım, esnafı daha da köşeye sıkıştırıyor. Elbette denetim olmalı, kurallar uygulanmalı. Ancak mesele sadece kural koymak değil, aynı zamanda süreci yönetebilmek ve esnafı yaşatabilmek.

Çünkü bu şehirde turizmi ayakta tutan sadece oteller değil; esnaftır, sokaktır, çarşıdır.

Bugün Alanya’da yaşanan tablo, plansızlığın ve koordinasyon eksikliğinin açık bir yansımasıdır. Turizm sezonu gibi kritik bir döneme, hazırlıksız yakalanmak kabul edilebilir bir durum değildir. Bu sadece bir hizmet eksikliği değil; aynı zamanda şehrin imajına vurulan bir darbedir.

Alanya büyük bir marka. Ancak markalar, detaylarda kaybolur.

Bugün atılmayan adımlar, yarın kaybedilen turist olarak geri döner. Bugün duyulmayan esnafın sesi, yarın kapanan kepenkler olarak karşımıza çıkar.

Bu yüzden artık sorulması gereken soru şu:
Alanya turizme hazır mı, yoksa turizm Alanya’yı hazırlıksız mı yakaladı?

Yetkililerin bu tabloyu görmesi, duyması ve en önemlisi hızlıca harekete geçmesi gerekiyor. Çünkü bu şehir, günü kurtaran değil; geleceği planlayan bir anlayışı hak ediyor.

Alanya, her zaman olduğu gibi ayağa kalkar.
Ama mesele şu: Ne kadar geç kalınacak?